Polonyalılar günlük hayatlarında oldukça fazla deyim ve atasözü kullanıyorlar ve bunu çok da hızlı bir şekilde telaffuz ediyorlar, dolayısıyla anlamakta zorluk çekebiliyoruz. Bu nedenle sizler için Lehçe dilinde karşılaşabileceğiniz Polonya atasözlerini istediğiniz zaman kullanabilmeniz için de kart şeklinde Vikisöz üzerinden derledim.
Malum Türkçe’den Lehçe’ye kaynak bulmak zor, özellikle de Polonya atasözleri konusunda. Dolayısıyla elimden geldiğince Lehçe ile ilgili yabancı kaynakları Türkçe’ye çevirmeye çalışıyorum. Umarım Polonya atasözleri hakkındaki bu yazım işinize yarayacaktır…
Polonya Atasözleri
Son yıllarda Polonya ve Avrupa genelinde hoşgörüsüz ve ırkçı görüşe sahip kişiler çoğalıyor olsa da, Polonya halkının büyük bir bölümünün oldukça yardımsever olduğunu söylememiz gerekiyor. Köklü bir geçmişi olan ve birçok savaşta zarar gören Polonya halkı, yazımın devamında görebileceğiniz gibi oldukça anlamlı atasözlerine sahip…
1 – “Zengin bir adam, çocuklarını uyuşturacak bir şeytana bile sahiptir”
Biednemu zawsze wiatr w oczy, a bogatemu to i diabeł dzieci kołysze
2 – “Tuzsuz şölen üzgündür”
Bez soli smutna biesiada
3 – “Bekle baba, yıllarca”
Czekaj, tatka, latka
4 – “Ruh istiyor ama beden zayıf”
Duch chętny, lecz ciało mdłe
5 – “İyi bir adam meyhanede bile bozulmayacak, kötü bir adamsa kilisede bile düzelmeyecektir”
Dobrego i karczma nie zepsuje, a złego i kościół nie naprawi
6 – “İyi bir şaka, tynf (eski bir polonya kuruşu) değerindedir”
Dobry żart tynfa wart
7 – “Sürahi kulpu kopana kadar suyu taşır”
Dopóty dzban wodę nosi, dopóki mu się ucho nie urwie
8 – “Dilenci resme konuştu, ama resim hiçbir cevap vermedi” (duvara konuşmak)
Gadał dziad do obrazu, a obraz [do niego] ani razu
9 – “Kedi kokusu almadıklarında, fareler etrafta oynar”
Gdy kota nie ma, myszy harcują
10 – “Köpek yerken havlamaz, çünkü yiyeceği kaçar” (Ağzın doluyken konuşma)
Gdy pies je, to nie szczeka, bo mu miska ucieka
11 – “Altı aşçının olduğu yerde, yiyecek hiçbir şey olmaz”
Gdzie kucharek sześć, tam nie ma co jeść
12 – “Bir adam acele ettiği zaman, şeytan mutludur”
Gdy się człowiek spieszy, to się diabeł cieszy
13 – “Şeytan gidemediği yere, bir kadın gönderecektir”
Gdzie diabeł nie może, tam babę pośle
14 – “Nerede kereste kıyılıyorsa, orada talaşlar uçar”
Gdzie drwa rąbią, tam wióry lecą
15 – “Nerede iki kişi dövüşürse, orada üçüncü kişi kazanır”
Gdzie dwóch się bije, tam trzeci korzysta
16 – “Nerede rıza, orada güç”
Gdzie zgoda, tam i siła
17 – “Misafir evde – Tanrı evde” (Polonya misafirperverliği)
Gość w dom – Bóg w dom
18 – “Kuruşlarını topla ve bir tavuk satın al”
Grosz do grosza, a będzie kokosza
19 – “Şubat geldiğinde, ayakkabılarının altını çivile”
Idzie luty, podkuj buty
20 – “Yakup Allah’a nasıl ikram ettiyse, Allah da Yakup’a öyle ikram edecektir”
Jak Kuba Bogu, tak Bóg Kubie
21 – “Kargaların arasındayken kargalar gibi öt”
Kiedy wszedłeś między wrony, musisz krakać jak i one
22 – “Demirci suçluydu; ama onlar çingeneyi astı” (günah keçisi olmak)
Kowal zawinił, [a] Cygana powiesili
23 – “Bir karga, başka bir karganın gözünü gagalamayacaktır”
Kruk krukowi oka nie wykole
24 – “Kim verir ve sonra onu geri alırsa, cehenneme geri gider”
Kto daje i zabiera, ten się w piekle poniewiera
25 – “Erken kalkan, Allah tarafından mükafatlandırılır”
Kto rano wstaje, temu Pan Bóg daje
26 – “Çabuk veren ikinciyi verir”
Kto szybko daje, dwa razy daje
27 – “Kötüye herkes caziptir”
Każdego ciągnie do złego
28 – “Damlaya damlaya, deniz olacak”
Kropla do kropli i będzie morze
29 – “Kaçmak seni suçlu yapar”
Kto ucieka, winnym się staje
30 – “Kim babasını ve annesini dinlemiyorsa, köpeklerin postunu dinliyordur”
Kto nie słucha ojca i matki, ten się posłucha psiej skóry
31 – “Geç olması, hiç olmamasından iyidir”
Lepiej późno niż wcale
32 – “Bir genç kız, dört duldan iyidir”
Lepsza jedna panna niż cztery wdowy
33 – “Kader şans verir; ama herkes kullanamaz”
Los szczęście rzuca, ale nie każdy je łapie
34 – “Elindeki serçe, çatıdaki güvercinden iyidir”
Lepszy wróbel w garści niż gołąb na dachu
35 – “Güzel bir kişi, her giysinin içinde güzeldir”
Ładnemu we wszystkim ładnie
36 – “Çekiç ile örs arasında”
Między młotem a kowadłem
37 – “Kedi kokusu almadıklarında, fareler etrafta oynar”
Myszy harcują, gdy kota nie czują
38 – “En iyi varlık – temiz bir vicdan”
Najlepsze mienie – czyste sumienie
39 – “Tüm keçiler ağaçlara atlamaya meyillidir”
Na pochyłe drzewo wszystkie kozy skaczą
40 – “İnatçılığını iyileştiremezsin”
Nie masz na upór lekarstwa
41 – “Kötü şeyler sık sık (senin için) iyi hale gelirler”
Nie ma tego złego, co by na dobre nie wyszło
42 – “Başkaları hakkında konuşmayın, sizin hakkınızda konuşmayacaklardır”
Nie mów o nikim, nie będą o tobie.
43 – “Gün batımından önce günü övme”
Nie chwal dnia przed zachodem słońca
44 – “Hala ayıdayken derisini paylaşma”
Nie dziel skóry na niedźwiedziu
45 – “Kraków bir kerede inşa edilmedi”
Nie od razu Kraków zbudowano
46 – “Kanunların cehaleti zararlıdır”
Nieznajomość prawa szkodzi
47 – “Parlayan her şey altın değildir”
Nie wszystko złoto, co się świeci.
48 – “Ölü hakkında ya iyi konuşun ya da hiç konuşmayın”
O umarłych mówi się dobrze albo wcale
49 – “Bir kurt hakkında konuş ve kurt burda”
O wilku mowa, a wilk tuż tuż
50 – “Tanrı için bir mum yak ve şeytan için de mumdan kalan izmarit” (pay)
Panu Bogu świeczkę, a diabłu ogarek
51 – “Acıyan bir parmak ve baş ağrısı, okula girmemek için standart bir mazerettir”
Paluszek i główka to szkolna wymówka
52 – “Güzel dekore edilmiş bir tabak kimseyi doyurmayacaktır”
Piękna miska jeść nie daje
53 – “Cehenneme giden yol, iyi niyetlerle kaplıdır”
Dobrymi chęciami piekło jest wybrukowane
54 – “Mütevazi buzağı iki anneden beslenecektir” (Alçak gönüllülüğün yararı)
Pokorne cielę dwie matki ssie
55 – “Keçi at arabasına geldi” (önyargının getirdiği pişmanlık)
Przyszła koza do woza
56 – “Bir el diğerini yıkar”
Ręka rękę myje (Rączka rączkę myje)
57 – “Bir beyefendi kendi çiftliğinde, bir efendiye eşittir”
Szlachcic na zagrodzie równy wojewodzie
58 – “Araştır ve bulacaksın”
Szukajcie, a znajdziecie
59 – “Yavaşça acele et”
Śpiesz się powoli
60 – “Çorabın delik olduğunu sadece ayakkabı bilir” (Sırlarımızı sadece bize yakın olanlar bilir)
Tylko trzewik wie, że pończocha dziurawa
61 – “Son gülen iyi güler”
Ten się śmieje, kto się śmieje ostatni
62 – “Öğrenmeye devam edin, çünkü bilgi gücün anahtarıdır”
Ucz się ucz, bo nauka to [do] potęgi klucz
63 – “Özgürsün Tom, kendi evindesin”
Wolnoć, Tomku, w swoim domku
64 – “Her yerde iyi; ama evde en iyi”
Wszędzie dobrze, ale w domu najlepiej
65 – “İyi biten her şey iyidir”
Wszystko dobre, co się dobrze kończy
66 – “Bütün yollar Roma’ya çıkar”
Wszystkie drogi prowadzą do Rzymu
67 – “Sağlıklı bir bedende, sağlıklı bir ruh olur”
W zdrowym ciele zdrowy duch
68 – “Bir domuzun gökyüzünü gördüğü gibi kesin göreceksin bazı şeyleri” (domuzlar yukarı bakamaz)
Zobaczysz (coś) jak świnia niebo
69 – “Bir gümüş paraya, kendi erkek kardeşini satacaktı”
Za dukata brat sprzeda brata
70 – “Kötü dansçı, eteğinin kenarını suçlar”
Złej baletnicy [przeszkadza i] rąbek u spódnicy
71 – “Kadın evlenmeden önce, erkek evlendikten sonra ağlar”
Kobieta płacze przed ślubem, a mężczyzna po.
Kaynak: Vikisöz
Yorumlar